FEN KURDU ÖĞRETMEN GRUBUMUZA KATILIN

DİKKAT: Grubumuza sadece Fen Bilimleri Öğretmenleri ve Öğretmen adayları kabul edilmektedir.

Üye Sayısı : 16.000 ' den fazla

Gruba Katıl

  • 2018-2019 FEN BİLİMLERİ YILLIK PLANLARI

DUYU ORGANLARI-KONU ÖZETİ

DUYU ORGANLARI

Çevremizi algılamamızı sağlayan göz, kulak, burun, dil ve deri duyu organlarımızdır.

Çevremizdeki cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini, yumuşaklığını, sıcaklığını vb. özelliklerini duyu organlarımız sayesinde hissederiz.

Duyu organlarımızda çevremizdeki uyarıları dış ortamdan alan ve duyu sinirlerine aktaran özel hücrelere duyu almaçları adı verilir. Duyu almaçları gözde ışık; burunda koku; kulakta ses; dilde tat; deride sıcaklık, ağrı, basınç, dokunma uyarılarını alır.

Tüm duyu organlarındaki duyu almaçları uyarıları duyu – sinir yolu ile beyindeki özel duyu merkezlerine iletir.

Göz

Göz; sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabaka olmak üzere üç kısımda incelenir.

Sert tabaka: Gözün beyaz renkli, parlak ve sert tabakasıdır. Bu tabaka, gözü dıştan sararak korur. Sert tabaka, gözün ön kısmında saydam ve kubbemsi bir yapı olan saydam tabakayı (korneayı) oluşturur.

Damar tabaka: Sert tabakanın altında bulunan tabakadır. Bu tabaka kan damarları ve bazı renk verici maddeler bakımından zengindir. Damar tabaka, gözün ön kısmında kalınlaşarak iris adı verilen gözün renkli kısmını oluşturur. İrisin ortasında bulunan ve göze ışık girmesini sağlayan açıklığa göz bebeği adı verilir. İris ve göz bebeğinin arkasında göz merceği bulunur.

Ağ tabaka: Damar tabaka altında yer alan tabakaya ağ tabaka adı verilir. Bu tabakada ışığın algılanmasını sağlayan duyu almaçları ve ışık uyarılarını beyne ileten görme sinirleri bulunur. Görme sinirlerinin göz yuvarlağından çıktığı yere kör nokta adı verilir. Kör noktanın üst kısmında sarı benek bulunur. Sarı benek, görüntünün oluştuğu yerdir.

* Görme olayında ışığın izlediği yol kısaca aşağıdaki gibi gerçekleşir.

Kulak

Çevremizdeki çeşitli sesleri tanımamızı sağlayan işitme organımız kulaktır. Kulaklar ayrıca vücut dengesinin sağlanmasında da görev alır. Kulak, dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden meydana gelir.

Dış kulak: Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur. Ses dalgaları, kulak kepçesi ile alınır ve kulak yolunun sonundaki kulak zarını titreştirir.

Orta kulak: Kulak zarının arkasında birbirine bağlı üç küçük kemik bulunur. Çekiç, örs ve üzengi adı verilen bu kemikler, kulak zarından gelen titreşimleri iç kulağa iletir. Ayrıca orta kulakta bulunan östaki borusu yutağa açılan ince bir borudur. Bu boru, orta kulağa yutaktan hava gelmesini böylece kulak zarının her iki tarafındaki basıncın dengelenmesini sağlar.

İç kulak: İç kulak, salyangoz ve yarım daire kanallarından oluşur. Orta kulağın sonunda bulunan oval pencere titreşimleri salyangoz adı verilen kıvrımlı kanala aktarır. Salyangozda bulunan işitme sinirleri, titreşimleri beynimizin algılayacağı biçime dönüştürür.

İşitme olayında ses dalgalarının kulakta izlediği yol aşağıdaki gibidir.

Burun

Koku alma ve solunum sistemi organımızdır. Burnun içindeki boşluğu çevreleyen hücreler mukus üretir. Bu bölümde ayrıca kıllar da bulunur. Mukus ve kıllar alınan havanın nemlendirilmesini, ısıtılmasını ve temizlenmesini sağlar.

Burun boşluğunun üzerinde yer alan sarı bölge duyu almaçlarının yoğunlaştığı yerdir. Alınan havadaki koku molekülleri sarı bölgedeki almaçları uyarır.

Bir maddenin kokusunun algılanabilmesi için o maddenin gaz hâline kolayca geçebilmesi ve çözünebilir nitelikte olması gerekir. Bu özellikteki maddeden buharlaşarak ayrılan tanecikler, burnumuza ulaştığında mukus sıvısı içerisinde çözünerek koku alan bölümü uyarır.

Alınan koku, sinir sistemi yardımıyla beyine taşınır ve burada değerlendirilir.

Koku, bu süreç sonunda algılanmış olur.

Koku duyusu çok çabuk yorulur. Uzun süre aynı koku alınacak olursa bir süre sonra bu koku hissedilmez. Bu durum, kötü kokulara katlanmayı kolaylaştırır.

Koku alma olayında koku taneciklerinin izlediği yol kısaca aşağıdaki gibidir:

Dil

Dilimizin yüzeyinde yediğimiz besinlerin tatlarını algılamaya yarayan çok sayıda tat alma tomurcukları bulunur. Bu tat alma tomurcukları içerisinde duyu almaçları bulunmaktadır. Duyu almaçları sayesinde tatlı, tuzlu, ekşi ve acı tatları algılayabiliriz.

Dilimizin tüm yüzeyi her türlü tadı algılayabilir. Ancak bazı tatları algılayan tat tomurcukları dilin belli bölgelerinde daha yoğun bulunmaktadır.

Yiyeceklerin tadını algılayabilmemiz için bu maddelerin tükürük sıvısında çözünmesi gerekir. Çözünen maddeler dilde bulunan tat alma tomurcukları içindeki duyu almaçlarını uyarır.

Koku Alma ve Tat Alma Duyuları Arasındaki İlişki

Tat ve koku duyuları birbiriyle yakından bağlantılıdır. Bir şey yediğinizde dilinizle tadını algılarken yutaktan burun boşluğuna ulaşan koku moleküllerinin buradaki duyu almaçlarını uyarması ile kokusunu da algılarsınız. Eğer nezleyseniz burun boşluğunuz mukusla yoğun bir şekilde kapanır ve koku alamazsınız. Bu durumda yiyeceklerin tadını da tam olarak algılayamazsınız. Çünkü koku ve tat duyuları beyinde birbiriyle bağlantılı sinirler tarafından yorumlanır.

Deri

Dokunma duyusunun organı derimizdir. Deri, en büyük duyu organımızdır. Bütün vücudunuzu bir örtü gibi saran deride dokunma, basınç, ağrı, sıcak ve soğuk gibi uyarıları algılayan milyonlarca duyu almacı bulunur.

C:\Users\fikret\Desktop\ec40d1b76a229f16358738f04f7fc86b.jpg

Deri; üst deri ve alt deri olmak üzere iki kısımda incelenir.

Üst deri: Dış katmandır ve ölü hücrelerden oluşur. Bu tabakada kan damarları ve sinirler yoktur. Deriye rengini veren pigmentler üst deride bulunur.

Alt deri: Üst deriye göre daha kalındır ve canlı hücrelerden oluşur. Bu kısımda kan damarları, sinirler, kıl kasları, duyu reseptörleri, ter bezleri ve yağ tabakası bulunur. Yağ tabakası vücudu darbelere karşı korur. Ter bezleri terleme yolu ile boşaltıma yardımcı olur, vücut sıcaklığının düzenlenmesine katkıda bulunur.

Duyu Organlarındaki Kusurlar ve Bu Kusurların Giderilmesinde Kullanılan Teknolojiler

Görme Bozuklukları

Miyop: Miyop olan kişiler yakını görmelerine rağmen uzaktaki cisimleri net göremezler. Net görüntü elde edebilmek için takılan gözlük ve lenslerde kalın kenarlı mercek kullanılır.

Hipermetrop: Hipermetrop olan kişiler uzağı görmelerine rağmen yakındaki cisimleri net göremezler. Net görüntü elde edebilmek için takılan gözlük ve lenslerde ince kenarlı mercek kullanılır.

Astigmat: Bu göz kusurunda görüntü bulanıktır. Bu kusur, silindirik mercekle düzeltilir.

Şaşılık: Bu göz kusuru doğuştandır. Ameliyatla düzeltilir.

Gözün değişik nedenlerle bozulan korneası yerine, organ bağışı yapan kişilerin ölümünden sonra alınan sağlıklı kornea yerleştirilmektedir. Bu durum halk arasında göz nakli olarak bilinir. Kornea nakli için göz bağışının yapılması gerekir.

“Braille (Breyıl) Alfabesi” görme engellilerin okuyup yazabilmesi için kullanılan bir alfabedir. Bu afabede kullanıcı, harflere karşılık gelen kabartma noktaları parmakları yardımı ile algılar. Yani görme engellilerin, görme duyularının yerini dokunma duyuları almıştır.

İşitme Bozuklukları

Doğuştan ya da sonradan olan etkilerle işitme bozuklukları ortaya çıkabilir. İşitme bozukluklarında, işitme cihazları kullanılarak kişinin işitmesi sağlanır.

Koku Alma Bozuklukları

Burundaki eğrilik nedeniyle nefes almada ya da koku almada zorluk yaşanabilir.

Tat Alma Bozuklukları

Bazı insanlarda kalıtsal olan ve tat körlüğü adı verilen hastalık ortaya çıkabilir. Bu hastalıkta kişi bazı tatları algılayamaz. Ağız sağlığına önem verilmediğinde ortaya çıkan dil iltihabı da dildeki bakterilerin neden olduğu bir hastalıktır. Bu hastalıkta da tat alma bozuklukları yaşanabilir.

Dokunma Duyusu Bozuklukları

Deride ortaya çıkan hastalıklara dokunma duyusu bozuklukları adı verilir. Mantar hastalıkları, delici ve kesici aletlerin neden olduğu yaralar, yanıklar, uyuz, bitlenme, kene ısırması, deri iltihapları, egzamalar, uçuklar; dokunma duyusu bozukluklarına örnektir.

Yazar:fenkurdu